MUTLU YILLAR CİVCİV
İyi ki doğdun hayatımın güneşi. Yeni yaşın sana hayatın güzelliklerini getirsin.

Büyük Umutların Kaynağı Mars

 BÜYÜK UMUTLARIN KAYNAĞI MARS

‘’Yıldızları, geceden korkmayacak kadar içten seviyoruz.’’

Latince Mars veya Arapça Merih, Güneş sisteminde Güneşten sonra 4.gezegen olup ismini Roma mitolojisindeki savaş tanrısı Mars’tan almıştır. Ayrıca Babil mitolojisinde Nergal olarak geçmektedir.


Dönme periyodu mevsim uzunlukları Dünyaya benzeyen Mars’ın gün uzunluğu 1 dünya günü 40 dakika ve yörüngesini tamamlama süresi 687 gündür, yerçekimi ise dünyanın 3te biri kadar olup 3,711 m/s*2’dir.Yüzey sıcaklığı minimum -143 C, maksimum ise 35 C’dir. Boyutları dünyanın yaklaşık yarısı kadar olan Mars’ın hacmi dünyanın hacminin % 15’i kadar , kütlesi ise %11’i kadardır.

Kızıl gezegen olarak tanınan Mars bu adı yüzeyindeki Fe2O3(Demir (III) oksit)’den alır ve bunun yanında yüzeyi bazalt, andezit, silisyum gibi maddelerden oluşur. Meteor yağmurlarına sıkça uğramış olan gezegenin toprağı mineral bakımından zengindir.

 

Volkan, vadi çöl ve kutup bölgeleri içeren yerbenzeri olan gezegen Valles Marineris ve Olympus Mons gibi güneş sisteminde ender rastlanan büyüklüklerde vadi ve volkanik dağa ev sahipliği yapıyor. Olympus Mons’un boyutları Everest dağının yaklaşık 3 katı kadardır(26.000 km yükseklik) ve bu da  güneş sisteminin en yüksek volkanik dağı demektir.

Aynı zamanda şuan ince bir atmosfere sahip gezegenin muhtemelen oluşum dönemlerinin hemen sonrasında Dünya benzeri daha kalın bir atmosfere sahip olduğu düşünülüyor, şuan ki atmosferine göre daha kalın olan atmosferi uzaya dağılıp gitmiş ve % 95,9 CO2(Karbondioksit), % 2 Ar(Argon), % 1,9 N2(Nitrojen), sadece % 0,14 O2(Oksijen) ve % 0,02 CO(Karbon monoksit) gibi temel bileşenlerden oluşan atmosferi yüksek CO2 yoğunluğu ile dikkat çekiyor.

 

 Tıpkı dünya gibi jeolojik devirler geçiren Mars’ın temel jeolojik devirleri;

-- Nuh Devri: Devrin adı Mars’ın güney yarım küresindeki Nuh’un Toprağı bölgesinden gelmektedir. En eski yüzey oluşumuna dair devirdir.3,8 milyar yıl öncesi ile 3,5 milyar yıl öncesi arasındaki dönemi kapsar ve bu devirde Mars’ın yüzeyi büyük çarpışmalara tanık olmuştur.

-- Hesperian Devri: 3,5 milyar yıl öncesi ile 1,8 milyar yıl öncesi arasındaki dönemi kapsar. Bu devir, geniş lav ovalarının oluşumu ile nitelenir.

-- Amazon Devri: 1,8 milyar yıl öncesi ile günümüze kadarki dönemi kapsar. Amazon Devri bölgeleri, meteor çarpmalarıyla açılmış kraterleri pek içermez ve tamamen değişiktir. Güneş sisteminin en yüksek volkanik dağı olan Olympus Mons  bu dönemdeki lav akıntılarıyla oluşmuştur.

Mars’ın dikkat çeken özelliklerinden bir diğeri ise Güneş sistemindeki en büyük toz fırtınalarına sahne olan gezegendir. Bu toz fırtınaları küçük alanları etkileyebildiği gibi büyük bölgeleri de etkileyebilir hatta tüm gezegeni etkisi altına alabilir . Özellikle Mars Güneşe en yakın konumda iken sıcaklık nedeniyle oluşma eğilimleri yüksektir.

Phobos ve Deiomos adında iki adet doğal uyduya sahip olan gezegenin uyduları, isimleri Yunan mitolojisinde Ares’e (Roma mitolojisinde Mars) yardım eden çocuklarının adlarından esinlenerek verilmiş. Yörüngeleri gezegene yakın olan bu uydular muhtemel olarak çekim alanına girmiş asteroitlerdir. Diğer asteroitlerden farklılık gösteren bu iki uydudan Phobos Mars’ın gelgit etkileri nedeniyle gittikçe küçülmektedir ve yaklaşık 50 milyon yıl içinde gezegene çarpacaktır.

Mars’ta yaşama gelecek olursak son yıllarda gerek gönderilen uzay araçları gerek gönderilen uydular ve gerekse gönderiler sondajlar insanoğlunun ilgisini arttırmıştır. Oldukça olumlu gözükse de Mars büyük handikaplara sahip bir gezegen. Bunlardan bazıları ; yüksek karbondioksit oranı, tehlikeli toz fırtınaları , ince ve insanlık için uygun olmayan atmosferi, insan evrimine uygun olmayan yüzey sıcaklıkları gibi etkenlerdir. Güneş sisteminde birkaç uydu ve Mars dışında umut vadedecek yerler olmadığını düşünürsek ve insanlığın yıldızlararası yolculuğa hazır olamaması Mars’ı değerli hale getiriyor. Bizim için olmasa da mikroorganizmalar için uygun olabilecek Mars’ın yüzeyi, toprak yapısı yaşam için uygun fakat ince bir atmosferi olması sebebiyle mor ötesi gibi ışınların etkisinde kalması yaşam için oldukça olumsuz bir etken. Ancak tüm bunlara rağmen Johnson Uzay Merkezi Laboratuvarı’nda Mars kökenli ALH84001 meteoru üzerinde organik bileşimler saptandı ve sonuçlara göre bunlar Mars’taki ilk yaşam türleri olabilir.2015’te ise sıvı halde tuzlu su bulunduğu açıklanmıştı bu da yaşam için daha umutlu bakılmasına sebep oldu. Yaşamın kaynağı olan suyun bulunması birçok planı da beraberinde getirdi. Bunlardan birkaçı ; ’’ NASA ve Lockheed Martin şirketi önce Ay olmak üzere ardından Mars’a insan taşıması planlanan Orion adlı uzay gemisinin çalışmalarına başladı’’, ‘’NASA, Mars’a insan göndermek için ADEPT adında 1704 derece ısıya dayanıklı materyal geliştiriyor’’. ‘’ ESA Mars’a insan göndermelerinin 2030 ve 2035 yılları arasında yer alacağını umduklarını açıkladı’’ gibi koloni fikirleri ve daha geniş çaplı araştırmalardan oluşuyor.


Birçok konuda dikkat çeken Mars bilim kurguda da oldukça konuşulmuştu. İlk zamanlarda bilimsel  spekülasyonlar doğrultusunda zeki canlılarca canlandırılmıştı. İlk zamanların en dikkat çeken bilim kurgu senaryosu H.G. Wells’in 1898’de yayımlanan, ölmekte olan gezegenlerinden kaçan Marslılar’ın Dünya’yı istila etmesini konu alan Dünyalar Savaşı adlı kitabıdır. Kitap daha sonra radyoya ve sinemaya uyarlanıp daha  fazla kitleye seslenebilmiştir. Dünyalar Savaşı’nın yanı sıra ;  The Martian Chronicles (hikaye),Ray Bradbury, Marvin the Martian (çizgi film), Warner Brothers, Mars Trilogy (hikâyeler serisi), Kim Stanley Robinson, Babylon 5 (televizyon dizisi), ve yakın zamanda sinemaya uyarlanan Marslı (bilim kurgu romanı), Andy Weir, Mars’ın dikkat çekici hale gelmesini sağlamıştır.


Sonuç olarak ;

Muazzam güzelliği olan ve bunun yanında aynı zamanda tehlikeli olan Mars, dikkat çekici gizemli bir gezegen ve hala keşfedilmeyi bekleyen çok önemli özelliklere sahip olabilir Ancak insanoğlu şu gerçeği unutmamalıdır; Dünya çok nadir rastlanan derecede yaşama elverişli ve milyarlarca süren evrimimiz ve adapte oluşumuz burayı daha da güzel kılıyor. Yeni yerleri buradan bir kaçış gibi değil uygarlığımızın ileri gitmesi için düşünüp, en doğru yerleri keşfedip yolculuklar yapmalıyız. Bunu da ancak bilim ile yapabiliriz .






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:

Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol